Eyüboğlu Ailesi’ne Sesleniyorum: Vefa Borcumuzdur.

 

Her derdi aldım arkama

Ad bırakmak muradımız

Baki kalan namdır ama

Anılmayacak adımız

 

Ölümünün 55. yılına çok az kaldı ve ben ne yazıktır ki kendisini şimdi tanıma imkanım oldu. Biz Eyüboğlular ailemizle gurur duyarız. Gurur duyduğumuz şahısları tanımasak bile ya da şöyle düzeltmek istiyorum, gurur duyduğumuz aile büyüklerimizi tanımaya çalışmasak bile alışmışız kolaya; duyduklarımızla yetinmeye ya da başkalarının anlatımıyla hareket etmeye. Evet, biraz bozulur gibi oldunuz biliyorum. Çünkü aynı bozulmayı ben içimde yaşadım! İyi ki de yaşamışım da! Çok önemli bir büyüğümü tanıma fırsatım oldu.

Sabahattin, Bedri Rahmi, İsmet Zeki Eyüboğlu’nu tanıyorsunuzdur. Okulda okumuşsunuzdur ya da televizyonlarda hayatını izlemişsinizdir, bir edebiyat ve sanat adamı olarak. Ama inanın çok azımız onların yaşamını, sanatını kitaplardan ve kitaplarından okumuşuzdur. Yine de az da olsa bir fikrimiz vardır; ama onları anlamaya hiçbir zaman bilgimiz yeterli değildir. Bunu Avrupa ülkelerinin onlara verdiği değerden ve bizim onların edebiyat ve sanat dünyasına verdiği katkıları kullanmanın dışında bir şey yapamayışımızdan daha iyi anlıyorum.

Şimdi belki de adını duymanın dışında hiçbir fikrimiz olmayan çok büyük bir değerimiz Ömer Turan Eyüboğlu üstadımızdan size bahsetmek istiyorum. Ancak bahsetmeden huzurunuzda büyüğüm Ahmet Özer bey’e, bu büyük eseri kitap haline getiren Kıyı Yayınları’na sonsuz teşekkür ederim. Ömer Turan Eyüboğlu’nu anlatan kitabı ikinci kitabımın baskısını yapan Fethi arkadaşım bana verdi. İki günde okudum ve nutkum tutuldu. Hani büyüğümüz Bedri Rahmi Eyüboğlu demişti ya ‘Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım.’ İşte ben yazdığım kitablarımdan utandım.

Bakın İsmet Zeki Eyüboğlu, Ömer Turan için ne demiş:

‘Yaşamak, bir varlık göstermek, gücünün ölçüleri içinde az da olsa bir yenilik yapmak, geleceğe doğru uzanmaktır. Kişi bunu yaptı mı ölümden kurtulduğunun sevincine ermiş demektir. O, unutulmaz; unutulmadıkça da ölmez.’

İşte, Ömer Turan böyle biriydi. 33 yıllık yaşamına öyle şeyler sığdırmış ki yüz yaşına kadar yaşasam onun yaptıklarının yarısını yapamam.

Kitabı okurken bir insanın istedi mi kendini nasıl yetiştirebilir, çok büyük örnek olduğunu anladım. Dünya klasiklerini okuyacaksın ve onlara eleştiri getireceksin. Bırak eleştiri getirmeyi, kaçımız dünya klasiklerini okumuştur. Türkiye’de çıkan dergileri okuyup onlara eleştiri yollayacaksın ve senin eleştirilerin referans kabul edilecek… Büyük bir olay benim için! Kısa öyküleri, köşe yazıları, şiirleri mükemmel! ‘Onu tanıma fırsatım olsaydı da ondan bir şeyler öğrenseydim!’ diyorum kitabı okurken kendi kendime.

Burada size kitabı anlatmayacağım, olayı şuraya getirmek istiyorum. Şimdi Eyüboğlu ailesi mensupları, bu büyük üstadı tanımak istiyorsanız ki tanımalısınız kolay yolu seçmeyin! Bana mesajdan adresinizi yollayın, bu kitabı alın ve okuyun! Bu büyüğümüzün neler yaptığını, nasıl bu kısacık yaşamına bu kadar olayı sığdırdığını görün. Harika bir eser… Yapanların tekrar eline sağlık. Her Eyüboğlu ailesinin evinde bir tarih fotoğrafı olarak bulunmalı ve Ömer Turan Eyüboğlu’na vefa borcumuzu hayatını okuyarak vermeliyiz.

omer_turan

Ömer Turan Eyüboğlu’nu 15 Haziran 1960 yılında, 33 yaşında ince hastalıktan (verem) kaybettik. Seni geç de olsa tanımak bana büyük gurur ve haz verdi. Mekanın cennet olsun.

Turhan Eyüboğlu

KAN

Önce öksürüverdim

Öksürüverdim hafiften

Derken ağzımdan kan geldi

Bir ikindi üstü durup dururken

Meseleyi o saat anladım

Anladım ama iş işten geçmiş ola

Şöyle bir etrafıma baktım,

Baktım ki yaşamak güzel hala

Mesela gökyüzü

Maviydi alabildiğine

İnsanlar dalıp gitmişti

Kendi alemine

Muzaffer Tayyip Uslu

 

Turhan Eyüboğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir