Soy Ağacı

Sevgili Ailemiz,

İki yıldır ailemizin şeceresinin Selahaddin Eyyubi’ye dayandığı ve aile büyüğümüzün Selahaddin Eyyubî veya kardeşi olduğu gibi bir iddia ile karşı karşıyayız. Bu konuyu iddia eden Sayın Mustafa Yazıcı Bey ile iki yıl önce konuştuk. Kendisi bize :  “Kan bağı iddiam yok; sadece Eyüboğlu ailesinin o tarihlerde Eyyubî devleti sınırları içerisinde yaşamış olduğunu veya olabileceğini söyledim.” dedi. Bu tabii ailemizin Akkoyunluların, Selçukluların, son olarak da Osmanlıların sınırları içinde de yaşadığını akla getiriyor. Yani bir kan bağı olduğunu iddia etmemiş ve bir kanıt da sunmamıştır.

İkinci olarak aynı gün Mehmet Eyüboğlu ile görüşüldü. O da tamamen yoruma dayalı Selahattin Eyyubî’nin kardeşinden geldiğimizi söyledi. “Belge ya da tarihi bir kayıt var mı bu söylediğinizi destekleyen?” dediğimiz zaman yine bir belge olmadığını söylemiştir. Bu konuşmalar sonucunda bu konunun bilimsel olarak incelenmesi gerektiğine inandığımız için, bu konuyu araştırmak ve ailenin tarihsel sürecini ortaya koyacak, bilimsel bir çalışmayı üniversiteye başlattık ve sonuçlanma aşamasına gelmiştir.

Maalesef gerçek olmadığına inandığımız bu konu, birçok yerde karşımıza çıkmaya başladı.Son olarak vakfımızın kurucusu Dr. Rüstem Eyüboğlu’nun hayatının anlatıldığı bir kitapta, Hughette Hanım kaynak gösterilerek Selahattin Eyyubi’den geldiğimiz yazılmaktadır. Bunun üzerine vakıf olarak, Hughette Hanım ve Rüstem bey ile yapılan görüşmeler sonucu, baskının yanlış yapıldığını ve kamuoyu ile bunun paylaşılması gerektiğini kitabın 2. baskısında düzeltilmesi gerektiğini kararlaştırdık. Bu duyuruyu yönetim kurulumuzla birlikte imzalamayı kabul ettiler. Bu konuda gösterdikleri hassasiyetleri ve yardımları için her ikisine de Yönetim Kurulu olarak teşekkür ederiz. Bu konudaki ortak düşüncemiz aşağıda açıklandığı şekildedir;

Yapılan araştırmalarda; Osmanlı kayıtlarında 1600-1700-1800’lü yıllara kadar olan tahrir defterleri ve mahkeme kayıtları gibi hiçbir kaynakta Eyüboğlu ailesi’nin Eyyubî’lerden geldiğine dair bir bilgi yoktur. Mezar taşlarımızın da hiçbirinde bunu belirten bir kayıda rastlanmamıştır. Bu söylenti hiçbir belgeye dayanmadan ortaya atılmıştır. Örneğin; Mimar Mualla Eyüboğlu Anhegger, hayatının anlatıldığı “Hitit Güneşi” adlı kitapta “Baba tarafım Selahaddin Eyyubî’den geliyor”. diye söylemesi de hiçbir kanıta dayanmamaktadır.

Bizim yaptığımız çalışmalar, elimizde bulunan yazılı belgeler ve yaptırdığımız araştırmalar sonucu Eyüboğlu ailesinin Oğuzların Bozok kolunun Bayat boyuna mensup olduğudur. Bu görüşün desteği ise, Osmanlı’nın tahrir defterleri kayıtlarıdır. 1532 tarihli 402 numaralı Maraş tahrir defterine göre “Eyüboğulları Cemaati” Bayat boyuna mensup olarak Maraş ve civarında ikamet eder. Şunu da açıklamak gerekir; o dönem Maraş sancağı olan bölge bugünkü Maraş, Elbistan, Kayseri, Kırşehir, Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Urfa, Antep, Antakya, Batman illerini kapsar. Ayrıca tahrir defterlerine göre Bozok kolunun Bayat boyu üyesi olan Eyüboğlu Cemaatinin hareket ettiği şehirler birbirini tutmaktadır. Yani Türk boyu olduğuna dair Maraş sancağı kayıtları açık ve nettir. Hala Gaziantep’te Eyüboğlu Mahallesi, camisi veya Güneydoğu Anadolu’da Eyüboğlu isimli yerler bulunmaktadır. Karadeniz bölgesine göç ise Yavuz Sultan Selim döneminde, 1507’de olduğu konusunda  bir mutabakat vardır.

Sonuç olarak 1600-1700-1800’lü yıllarda bu iddiayı destekleyecek bir belge bulunamamıştır.

Ayrıca bilindiği üzere Selahaddin Eyyubî, Zengi Devleti’nde yaşamış ve Devlet Başkanı Nurettin Zengi’nin bir komutanıdır. Babası, Nurettin Zengi’nin yakın bir dostudur. Zengi Devleti, 1127 – 1250 yılları arasında hüküm sürmüştür. Selahaddin Eyyubî son dönemlerinde, Zengi Devleti’nin, Nurettin Zengi’nin Mısır Fatımi halifeliğindeki naiplik görevini yapmıştır.Zengi Devleti ile ilgili hangi kaynağa bakarsak bakalım bir Türk devleti olduğu ve Oğuzların Avşar boyunun kurduğu bir devlet olduğu sarihdir. Nurettin Zengi’nin Türk kimliği ile ilgili hiçbir soru işareti veya iddia yoktur.

Hal böyle iken Selahaddin Eyyubî ile ilgili durum hiç de böyle değildir. Üç tane alternatiften bahsedilmektedir:

  1. Atalarının Yemen Arabı olup, Diyarbakır bölgesindeki Kürt kabilelerin arasına göçtüğü ve ailesinin Kürt kimliğine geçtiğ
  2. Bir Kürt aşireti mensubu olduğu
  3. Türk olduğu

Dünyada bilimsel tarih kaynakları, bu konuda maalesef hala hemfikir olmuş değildir. Ancak şu açıktır ki; Selahaddin Eyyubi, Türk Nurettin Zengi’nin devamı değildir.

Bu arada şunu da belirtmek isteriz ki, Selahaddin Eyyubi’nin torunlarından biri 13.yüzyılda Selçukluların okçu birliği komutanı Okçu Yusuf’tur. Yani ailesi kaybolup gitmemiştir. Ancak kalabalık bir sülale olmadığı düşünülmektedir. Okçu Yusuf, bizim gibi Bayat boyundan olsa bu kayıtta, o da belirtilirdi. Ama sadece Selahaddin Eyyubî’nin torunu olarak belirtiliyor.

Sonuç olarak Selahaddin Eyyubî, İslamiyete büyük katkıları olan büyük bir komutan ve devlet adamıydı. Bunda hepimiz hemfikiriz; ancak ailemizin bireylerinin kafasını karıştıran bu konuda daha fazla bilgi kirliliği olmaması için, bilimsel nitelikte bir kanıtı olan kişilerin bunu paylaşmasını ancak böyle bir kanıt yoksa, ailemizin adına bu tür beyanlarda bulunulmamasını rica ediyoruz.

Eyüboğlu Ailesi bireylerinden artık bu denli net olan bu konuda, bilimsel bir bilgi ortaya konmadan, Selahaddin Eyyubî ile akrabalık konusunu ciddiye almamalarını salık veriyoruz.

Saygı ve Sevgilerimizle

Dr.Rüstem Eyüboğlu, Hughette Eyüboğlu, Yakup Eyüboğlu,

Eyüboğlu Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı Yönetim Kurulu

Mert Önder Eyüboğlu, Rahmi Eyüboğlu, Sacit Eyüboğlu, Mehmet Sadri Eyüboğlu,

Ali Eyüboğlu, Turhan Eyüboğlu, İnci Eyüboğlu Yazıcı, Lütfü Eyüboğlu

 

 

 

IMG_4796        IMG_4799        IMG_4798