Nevin Akbulut Şiirleri

Eylem ve Eklem

 

Bazen kahramanı olmayan bir hikâyeye konu/k olmak
O hikâyeyi anlamaktan daha zordur
Bundan daha zor bir şey varsa o da;
Kahraman bulmaktır

Bir şiir düşüyor çenemden
Çenem şiirden önce düşüyor
Şiire konuk oluyoruz
Ben gidişini anlatıyorum
Sen rüzgârdan bahsediyorsun

***

Şöyle uzun uzadıya
Rüzgârın eylemlerinden bahsediyorsun
Lafı döndürüp dolandırıp gitmeye getiriyorsun

“Yağmur” diyorum
Günlerde uzuyor
Biraz daha kalsan
Yağmurun etkilerinden bahsediyorum
Nasıl da bomboş geliyor her şey
Biz doğal afetlerden bahsediyoruz
Asıl afet içimizde patlıyor
Eklem yerlerimizden kopuyoruz
Oysa kırılmaması gerekmez mi eklemlerin
Kırılıyor
Hiç kırılmaması gereken yerlerinden

El ele tutuştuğumuzda bükülen bileklerimiz
Büzüşen, iç içe giren bir kalbimiz vardı
Sağlamlığını test etmeyecek kadar inanmıştık birliğimize

Lafı fazla dolandırmadan “gidebilirsin” diyorum
Bu kelimenin benim dudaklarımdan döküldüğünü bilmeden
Devamında şaşırarak
Gidiyorsun uzayan günlerin kısalan zamanlarında
Ben bıraktığın rüzgârdan daha da büzüşüyorum
Devamında üşüyerek

Kanadı kırık bir kuş
Pervanenin eylemine karşı koyamıyor
Kırık olan kanadı takılıyor pervanenin hızla dönen ucuna
Kanat çırpınış sesleri yükseliyor arşa, çoğalan bir acıyla birlikte
Gözyaşlarım besteleniyor düşüyor yere kırık bir nota ile

Hani güzeldik biz yan yanayken
Bahar olurdu her mevsim

Buluşunca eller yürekler buruşurdu
İç içe geçerken tüm zamanlar
Yüreğimin içinde yüreğin saklanırdı
İzahatı yapılmamış kaygılar birikirdi meraklı bakışlarda
Bir eylem gerekirdi elini kaldırman için omzuma
Bir eklem hareketi bu kadar zordu yanındayken
Duran zamanı hareket etmek bize düşerdi sonunda
Saatin akrebini kendi ellerimle hareket ettirmekten korkmazdım sen yanımdayken

Zaman seninle geçecekse
Akrebinden zehirlenip yelkovanında sabahlamaya da razıydım

***

Ama gittin
Dünyada olması gereken en son şeydi bu
Ben gittikten sonra gitmeliydin
Zaman savurmalıydı bizi
Rüzgâr değil

(Altı Mart İki Bin On Üç 11 45)